»
A
Ç
K
A
P
A
«
Ramazanda Açıktan Oruç Yiyenler
Ağu 29th, 2010 by admin

timurtas Timurtaş Uçar Hocaefendi’den ramazan ayında oruç yiyenler üzerine bir sohbet.

Devamını Oku »

Hz. Ebubekir (r.a)Dini Film
Ağu 23rd, 2010 by admin

hz_ebubekir Peygamber efendimizin en yakın arkadaşı,ilk halife H.z Ebubekir’in hayatını anlatan dini film sizlerle.Güncel paylaşımlara gücümüz yettiğince devam edeceğiz.Amacımız milli ve dini duygularımızın Alah c.c emrettiği şeklide devam etmek.Sahabeyi kiram ve büyük veli evliyaların hayatlarını izleyerek dünya yaşantımızı düzeltmeye çalışmaktayız.Umarım cenabı mevla’nın rahmetiyle faydalı bilgiler paylaşmış oluyoruz.

İyi Seyirler.

Devamını Oku »

Adnan Menderes Belgeseli
Ağu 23rd, 2010 by admin

Adnan_Menderes

Ali Adnan Ertekin Menderes (d. 1899, Çakırbeyli, Aydın, Devlet-i Aliye-i Osmaniye – ö. 17 Eylül 1961, İmralı, Bursa, Türkiye), 1950-1960 yılları arasında yapılan demokratik seçimlerde Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığı’na seçilmiş, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, hukukçu ve toprak ağası çiftçidir.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti’de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs darbesi’nin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etmiştir.

Ali Adnan Ertekin Menderes (d. 1899, Çakırbeyli, Aydın, Devlet-i Aliye-i Osmaniye – ö. 17 Eylül 1961, İmralı, Bursa, Türkiye), 1950-1960 yılları arasında yapılan demokratik seçimlerde Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığı’na seçilmiş, İstiklal Madalyası sahibi Türk siyasetçi, hukukçu ve toprak ağası çiftçidir.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti’de siyaset yapan Menderes, 27 Mayıs darbesi’nin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde asılarak idam edilmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes ve onunla beraber idam edilenlere itibarlarını iade etmiştir.

Devamını Oku »

Bir yetmez, iki defa ‘evet’ diyeceğim
Ağu 23rd, 2010 by admin

tusadTürk Sanayicileri ve İşadamları Der-neği’nin (TÜSİAD) 12 Eylül’de yapılacak anayasa referandumunda ‘tarafsız’ kalacağını açıklamasının ardından başlayan tartışma sürüyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bitaraf olan bertaraf olur.” sözleriyle eleştirdiği patronlar kulübüne bir tepki de TÜSİAD üyesi İshak Alaton’dan geldi. Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alaton, referandumda bir ‘evet’i yeterli bulmadığını vurguladı ve iki kere ‘evet’ diyeceğini açıkladı. İş dünyasını ‘cesaret fakiri’ olmakla eleştiren Alaton, zamanı gelince pozisyon alıp ‘ben böyle düşünüyorum’ demek gerektiğini ifade etti. Duayen işadamı, yeni darbelerin mağduru olmamak için demokrasiden yana tavır alınması gerektiğini belirtti.
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, referandum sürecinde yaşananlar konusunda Zaman’a çarpıcı açıklamalarda bulundu. Anayasa değişikliğine destek veren Alaton iki kez ‘evet’ demesinin iki sebebi olduğunu belirtiyor: “Birinci sebep son 8 yıldır yaşadığımız iki başlı yönetim. Bu beni de, Türkiye’yi de çok yordu ve ülkenin çok aleyhine oldu. Çünkü bir tarafta seçimleri kazanmış ve yüzde 65 ile parlamentoya girmiş bir ana parti ve o partinin karşısında küçük muhalefet partileri var. Bunun yanında tam muhalefet yapan bir de devlet var. Bunun en bariz örneği (üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılması) 411′li oylama oldu. Parlamentoda 550′nin 411′inin oyuyla -ki bu Meclis’in neredeyse yüzde 80′i ediyor- geçen bir kanun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal ediliyor. Neye dayanıyor bu iptal? Hiç. Kendi özel mantığı var. Hükümet aleyhtarı devlet mantığıyla parlamentodan geçen kanun iptal ediliyor. Bu da çift başlı bir yönetimin en açık göstergesi. Bunun bir yerde bitmesi lazım. Bitmesinin tek yolu bu referandumda yargının tarafsız bir noktaya çekilme ihtimali. İhtimal olarak görüyorum çünkü henüz neyin ne olacağı tam belli değil. Fakat bu bir umuttur. Ben bu umuda güvenerek ‘evet’ diyorum. Artık sadece milletin seçtiği bir yönetimin tek ses olmasını gerekli ve kaçınılmaz görüyorum.”
İshak Alaton’un referandumda evet demesinin ikinci sebebi de uzun yıllardan beri vaat edilen mevcut anayasanın tamamen iptal edilmesi ve onun yerine sağlıklı, çağdaş Batı standartlarında, Avrupa Birliği’nin kabul ettiği yepyeni bir anayasa için ilk adımın atılacak olması. “Yepyeni bir anayasa için kuvvetli bir hükümetin iktidara gelmesini bekliyorum. Bu hangi parti olursa olsun yeni hükümetten birinci beklentimiz yepyeni bir anayasa.” diyen Alaton, kurucusu olduğu Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) aracılığıyla Prof. Dr. Ergun Özbudun’a hazırlattığı anayasanın ele alınmasını, tartışılmasını ve kabul edilmesini beklediğini dile getirdi. Yeni bir anayasanın 2011 seçimlerinden sonra ilk ele alınması gereken konu olduğunu vurgulayan Alarko’nun patronu, şöyle konuştu: “Böylece 30 yıl önceki 12 Eylül 1980 darbesi rezaletini son defa olmak üzere tarihe gömecek ve unutacağız. Aynı zamanda darbeler periyodunun sonu olacak. Çünkü arka arkaya gelen darbeler, bilgisayar yoluyla gösterilen tehditler, hizaya çekme ve ordunun üst kademesinin yapmaya çalıştığı darbe devamlılığı bir daha geri gelmemek üzere yerde noktalanıyor. Fakat unutulmayacak. Çünkü artık geçmişteki faili meçhullerin ele alınma, binlerce insanın acılarının işitilme zamanı geldi. Bu vatandaşlardan milletçe özür dilenmeli. Bu devletin bugüne kadar işlediği suçları kabul etmesini ve özür dilemesini bekliyorum.” Alaton, Türkiye’deki Yahudi cemaatinin referandumla ilgili sessiz bir duruş sergilediğine işaret ederek, bu durumu anlayışla karşılamaya çalıştığını, ancak ne düşündüklerini bilmediğini kaydetti.
İşadamı Alaton, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in referandumda tarafsız kalacaklarını açıklamasını da eleştirdi. Üyesi olduğu TÜSİAD’ın toplantılarına gitmediğini belirten Alaton, bunun gerekçesini şöyle açıkladı: “Çünkü uzun zamandan beri TÜSİAD’ın duruşunun Türkiye’nin gerçekleriyle bağdaşmadığını düşünüyorum ve bunu açık bir şekilde dernekte de dile getirdim. Bunun için mesafeli davrandım. Bugün de herhangi bir şekilde değişmiyorum. TÜSİAD’ın kendine göre bir mantığı var. Ben buna iştirak etmiyorum.” TÜSİAD’ın geçmişte yeni bir anayasa talebi olduğu, Başbakan’ın da oraya giden yolda ana arterleri açmaya çalıştıklarını söylemesinin hatırlatılması üzerine Alaton, şu değerlendirmeleri yaptı: “Başbakan çok mantıklı bir şekilde izah ediyor. Ben de aynı mantıktan gidiyorum. Ve diyorum ki bu referandum ilk adımdır. Nihai hedef değildir. Bunu herkes biliyor zaten. Bir taraftan yönetimin elini bağlayacağız -şimdi yaşandığı gibi- diğer taraftan da yepyeni bir anayasa isteyeceğiz. Bunun mantığı nerede? Demokrasi arayışında olmak tavır almayı gerektirir. Demokrasi arayışında nasıl tarafsız kalınır. Ne kadar geçersiz ve mantıksız bir yaklaşım.”
İş dünyası neden bu kadar cesaret fakiri?
Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) yanı sıra iş dünyasında da demokrasiden yana cüretkar çıkışlar olmayışını eleştirdi. İş dünyasının düşünce dünyasını anlamakta zorlandığını ifade eden Alaton, “Neden bu kadar cesaret fakiri bir toplumuz? Neden cesaret denilen erdemin kıymetinin idrakinde değiliz? Neden renksiz, neden tarafsız kalarak dertleri halledeceğimizi sanıyoruz.” diye sordu. İshak Alaton, zamanı gelince pozisyon alıp ‘ben böyle düşünüyorum’ demek gerektiğini söyledi. Demokrasi tehditleri karşısında sessiz kalmanın en çok iş dünyasını vurduğuna işaret eden işadamı, “Mağdur olmamak için demokrasiden yana tavır almak lazım. Sanki (işadamları) renksiz kalarak bir tehlikeyi önleme çabası hissediyorum. Ancak ben tehlikenin ne olduğunu anlayamıyorum.” şeklinde konuştu.
Her şeye ‘hayır’ diyen muhalefeti anlayamıyorum
İşadamı İshak Alaton referandum konusunda muhalefetin tutumunu eleştiriyor. ‘Hayır’ kampanyası başlatan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) sosyal demokrat olduğuna inanmadığını ifade eden Alaton, “Sosyal demokratlığı bir yana bırakalım, CHP’nin hayır demeyi savunmasındaki mantığı da anlamış değilim. Çünkü doyurucu bir mantıkları yok. Sadece muhalefet etmek için muhalefet ettikleri kanaatine varıyorum. Bu da belki politik beklentileri neticesi.” dedi. “Böylesi bir muhalefetin ülke yönetiminde olması ne kadar mantıklı?” diye soran işadamı, bunu doğru bulmadığını, muhalefetin ülkenin çıkarı doğrultusunda karar alındığında ona destek vermesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin, muhalefeti her şeye hayır diyerek hareket eden bir garip ülke olduğunu kaydetti. Her şeye hayır demenin mantığını hiçbir zaman anlamadığını vurguladı. Eski MGK Genel Sekreteri Org. Tunçer Kılınç’a atfen 4 yıldızlı bir orgeneralin televizyondan dolar basacağını söylemesinin de mantık dışı olduğunu vurgulayan Alaton, şöyle konuştu: “Bu para basma hadisesi nasıl Türkiye’de ciddiye alınır ve tartışılır? Televizyondan söylüyor ve gazetelerde bu demeçlere yer veriliyor ve adama da sorulmuyor ‘Sen çıldırdın mı?’ diye. Mantık nerede? Bir yerde TV aracılığı ile kalpazanlığın mubah olduğunun propagandası yapılıyor.”
ZAMAN

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bitaraf olan bertaraf olur.” sözleriyle eleştirdiği patronlar kulübüne bir tepki de TÜSİAD üyesi İshak Alaton’dan geldi. Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alaton, referandumda bir ‘evet’i yeterli bulmadığını vurguladı ve iki kere ‘evet’ diyeceğini açıkladı. İş dünyasını ‘cesaret fakiri’ olmakla eleştiren Alaton, zamanı gelince pozisyon alıp ‘ben böyle düşünüyorum’ demek gerektiğini ifade etti. Duayen işadamı, yeni darbelerin mağduru olmamak için demokrasiden yana tavır alınması gerektiğini belirtti.

Devamını Oku »

Sultan Abdülhamid’in sürgün notları bulundu
Ağu 23rd, 2010 by admin

abdulhSon dönem Osmanlı tarihinin üzerinde en çok tartışılan kişilerinden birisi olan Sultan Abdülhamid hakkında çok konuşulacak yeni bir günlük bulundu.

Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nin nadide eserler bölümünde tek nüsha halinde bulunan ve şimdiye kadar hiçbir araştırmacı tarafından çalışılmamış Abdülhamid’in hususi doktorluğunu yapmış Atıf Hüseyin Bey’in günlükleri Prof. Dr. Metin Hülagü tarafından fark edildi.
Abdülhamid’in özel doktoru Atıf Hüseyin Bey’in günlüğünü ilaç firmalarının vermiş olduğu bir el büyüklüğündeki gayet küçük 12 ajandaya yazdığı belirlendi. Büyük bir titizlikle günümüz Türkçesine çevrilen günlükler, notlandırılarak Timaş Hatırat dizisinden yayımlandı.
İTTİHATÇI DOKTOR GÖZETİMİNDE BİR PADİŞAH
“Abdülhamid’in Sürgün Günleri” adıyla okurla buluşan hatıratın sahibi Atıf Hüseyin Bey, Abdülhamid’in Selânik’e sürgüne gönderilmesinden Beylerbeyi Sarayı’nda ölmesine kadar onun hususi doktorluğunu yapmak üzere İttihat ve Terakki hükümeti tarafından görevlendirilen bir doktor.
İlk başlarda Abdülhamid’e önyargı ile yaklaşan ittihatçı doktor, daha sonraki günlerde Abdülhamid’e dair fikirlerinin yanlış olduğunu fark ediyor ve bu hatıralarına da yansıyor.
Kitapta ailesiyle sürgüne gönderilen, tüm konuştuklarının yazıldığından habersiz Abdülhamid o günün siyasilerine, olaylarına dair birçok yorum yapıyor. Almanlarla neden işbirliğini istediğini, İngilizlerle ilgili düşüncelerini, Birinci Dünya Savaşı’na yaklaşımını tek tek doktoruna anlatıyor. Değişik birçok olaya dair anılarını ve tecrübelerini içermesi dolayısıyla günlük Abdülhamid’in bir nevi hatıratı olmuştur da.
Ayrıca günlükte Abdülhamid’in sağlığı hakkında da geniş bilgiler dikkat çekiyor. Yaşamış olduğu hastalıklar, kullandığı ilaçlar, hastalıklara karşı başvurduğu tedavi şekilleri, özellikle kullandığı bitkisel tedavi metotlar ve benzeri konuların hepsi gün gün doktoru tarafından günlüğe aktarılmış.
Uzmanlar günlüğün Abdülhamid hakkında yeni bilgiler vereceğini söylüyor. Kitabı yayıma hazırlayan Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Hülagü kitabın önemine şöyle dikkat çekiyor: “Sultan II. Abdülhamid döneminin daha iyi anlaşılması şüphesiz öncelikle onun karakterini, düşünce ve inanç dünyasını yakından tanımaya bağlıdır. İşte bu noktada gerek onu tanımaya ve gerekse dönemini ve icraatlarını anlamaya, sürgün yıllarındaki ruh halini tahlil etmeye ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin iktidar yıllarına ışık tutmaya katkıda bulunmak amacıyla onun sürgün yıllarındaki hususi doktoru Âtıf Hüseyin Bey tarafından kaleme alınan günlüğün okur dünyasına kazandırılmasının yararlı olacağı muhakkak.”

Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nin nadide eserler bölümünde tek nüsha halinde bulunan ve şimdiye kadar hiçbir araştırmacı tarafından çalışılmamış Abdülhamid’in hususi doktorluğunu yapmış Atıf Hüseyin Bey’in günlükleri Prof. Dr. Metin Hülagü tarafından fark edildi.

Devamını Oku »

Osmanlı, Nereye Ne Kadar Süre Hükmetti?
Ağu 22nd, 2010 by admin
01. Türkiye
02. Bulgaristan (545 yıl)
03. Yunanistan (400 yıl)
04. Sırbistan (539 yıl)
05. Karadağ (539 yıl)
06.Bosna-Hersek (539 yıl)
07. Hırvatistan (539 yıl)
08. Makedonya (539 yıl)
09. Slovenya (250 yıl)
10. Romanya (490 yıl)
11. Slovakya (20 yıl) Osmanli ad:Uyvar
12. Macaristan (160 yıl)
13. Moldova (490 yıl)
14. Ukrayna (308 yıl)
15. Azerbaycan (25 yıl)
16. Gürcistan (400 yıl)
17. Ermenistan (20 yıl)
18. Güney Kıbrıs (293 yıl)
19. Kuzey Kıbrıs (293 yıl)
20. Rusya’nın güney toprakları (291 yıl)
21. Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adi: Lehistan
22. İtalya ‘nın güneydoğu kıyıları (20 yıl)
23.Arnavutluk (435 yıl)
24. Belarus (25 yıl) -himaye-
25. Litvanya (25 yıl) -himaye-
26. Letonya (25 yıl) -himaye-
27. Kosova (539 yıl)
28. Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adi: Banat
Asya’da
29. Irak (402 yıl)
30. Suriye (402 yıl)
31. İsrail (402 yıl)
32. Filistin (402 yıl)
33. Urdun (402 yıl)
34. Arabistan (399 yıl)
35. Yemen (401 yıl)
36. Umman (400 yıl)
37. Birlesek Arap Emirlikleri (400 yıl)
38. Katar (400 yıl)
39. Bahreyn (400 yıl)
40. Kuveyt (381 yıl)
41. Iranın batı toprakları (30 yıl)
42. Lübnan (402 yıl) Afrika’da
43. Mısır (397 yıl )
44. Libya (394 yıl) Osmanlı adi:Trablusgarp
45. Tunus (308 yıl )
46. Cezayir (313 yıl)
47. Sudan (397 yıl ) Osmanlı adi: Nubye
48. Eritre (350 yıl ) Osmanlı adi: Habes
49. Cibuti (350 yıl)
50. Somali (350 yıl ) Osmanlı adi: Zeyla
51. Kenya sahilleri (350 yıl )
52. Tanzanya sahilleri (250 yıl)
53. Çad’ın kuzey bölgeleri (313 yıl ) Osmanlı adi: Reşade
54. Nijer’in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adi: Kavar
55. Mozambik ‘ in kuzey toprakları (150 yıl)
56. Fas (50 yıl ) -himaye-
57. Bati Sahra (50 yıl) -himaye-
58. Moritanya (50 yıl) -himaye-
59. Mali (300 yıl ) Osmanlı adi: Gat kazası
60. Senegal (300 yıl)
61. Gambiya (300 yıl )
62. Gine Bissau (300 yıl)
63. Gine (300 yıl )
64. Etiyopya’ nin bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adi: Habeş
Osmanlı Kara hudutları sınırları içinde resmen bulunmamakla birlikte fiilen Hilafete bağlı yerler
64. Hindistan Müslümanları -Pakistan-
65. Doğu Hindistan Müslümanları -Bangladeş-
66. Singapur
67. Malezya
68. Endonezya
69. Türkistan Hanlıkları
70. Nijerya
71. Kamerun
Denizlerde ise;
Akdeniz’in tamamında 1 asır boyunca
Akdeniz’in bir kısmında 3 asır kadar
Karadeniz’in tamamına 4 asır kadar
Ege nin tamamına 4 küsur asır kadar
osmanliEcdadımız Osmanlının nerelere ne kadar süre hükmettiğini bilmek istersiniz diye düşünerekten sizlere liste halinde sunmak istedim.Umarım yararlı bir liste olur yorumlarınızı esirgemeyin.
Kuran Dinle
Ağu 21st, 2010 by admin

kuranikerim Kuran ziyafeti sizlerle.Kuran-ı Kerim paylaşımımız devam edecektir.Küçük Abdussamed sizlere muhteşem bir Kuran ziyafeti verecek.

Devamını Oku »

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Dini Film izle
Ağu 21st, 2010 by admin

Erzurumlu-ibrahim-Hakki-hz-kimdirMarifetname’nin yazarı büyük islam alimi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. hayatı.

Devamını Oku »

Sıra Ezan’ı susturmaya mı geldi?
Ağu 21st, 2010 by admin
İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, hoparlörlerden yüksek volümle verilen ezanları belli bir noktada sabitleyecek bir teknolojinin peşinde. Murat Bardakçı, “Bu ezanın sesini kısma girişimidir, İstanbul Müftüsü’nün görevi, ezanın sesini kısmak değil düzgün okunmasını sağlamaktır” diyor. (18.08.2010). Haklıdır, bir memleketin Müslüman mı, Hıristiyan mı, Doğulu mu, Batılı mı olduğuna dair “ilk” fikri veren iki unsur vardır: Biri ezanı, diğeri kadınları. Eski gezginler yahut yolunu kaybetmiş kimseler, nasıl bir memlekete geldiklerini anlamak için görme ve işitme duyuları üzerinden dikkat kesilirlermiş. “Kadınları örtülüyse ve ezan sesi duyuluyorsa, demek Müslüman memleketindeyiz” derlermiş.
Türk modernitesinde ezanın deyiş yerindeyse eksen kaymasını sorgulayan Karaca yazısına şöyle devam etti:
Modernleşme eğilimleri neticesinde kadınların Batı tarzı yaşam/kılık kıyafet normlarına rağbeti ile ilk kriter düştü denilebilir, geride kaldı “ezan”. Bu nedenle ezan, olağanüstü bir önem arz eder ülkemizde. İnsanların bamtelidir. Ezan ile ilgili konuşmak, yeni önerilerde bulunmak, “daha iyisi”nden bahsetmek bile bir tabudur.
Zira evet işgal kuvvetleri bile İstanbul’daki ezana müdahale etmemiştir ama ülke yıllar yılı “Türkçe ezan” gibi, son derece “müdahil” ve hatta “mütecaviz” bir uygulamanın cenderesinde kalmıştır. Söz konusu travma, kötü okunan ezanı bile savunan, “ezan ise akan sular durur” şeklini alan başka bir mütecavizliğe yol açmıştır.
Müezzinler bu “hassasiyet”ten dolaylı olarak faydalanmakta ve kendilerini geliştirmeye gerek görmemektedirler.
Ezana dinin gündelik hayattaki dolaşımının, dinamikliğinin bir sembolü olarak bakan; hayatın sekülerize edilmesine karşı olan biri olarak, ezan okunan bir memlekette yaşamanın ne kadar önemli olduğunu her an hisseder, şükretmeyi ihmal etmem. Ancak bu ayrı şey, değişik hassasiyet derecelerindeki insanları yıpratmak ayrı şey.
Bardakçı’nın hatırlattıklarına katılıyorum, ezanı güzel okuyan iyi müezzinlerin yetişmesi lazım, ama yetişene kadar ne olacak?
Üstelik “hoparlör” faktörü, sesin denetimsiz ve ayara imkân vermeyen bir teçhizat ile yayılımı, güzel okunan ezanı bile bozuyor. Ses uzağa da gidebilsin diye, cami yakınında oturanın canına okunuyor. Mustafa Çağrıcı anladığım kadarıyla, dinimizin korkutucu değil müjdeleyici olması gerektiğini öğütleyen, “kolaylaşırınız, güçleştirmeyiniz” diyen önerilerine uygun hareket etmek gerektiğini düşünmüş. Bence arayışı son derece insani.
Nihal Bengisu – Habertürk

ezanİstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, hoparlörlerden yüksek volümle verilen ezanları belli bir noktada sabitleyecek bir teknolojinin peşinde.

Devamını Oku »

Ezineli Yahya Çavuş Dini Film izle
Ağu 20th, 2010 by admin

57.alayKınalı Kuzular Yahya Çavuş destanı sizlerle.Gerçek bir kahramanlık destanı milli ve manevi duygularımızı güçlendirecek bir destan.57.Alayın kahramanca mücadelesi rahmetle anıyoruz.Dini film izle bölümümüzden bu filmi devamını okuya tıklayarak şimdi izleyebilirsiniz.

Devamını Oku »